Star TV’deki ‘Kurtlar Vadisi Pusu’nun ‘Polat Alemdar’ı (Necati Şaşmaz) dizinin son bölümünde hamile eşi Ebru’yu (Hatice Şendil) evden kovmuştu. Kadın hayranları internet sitelerinde ‘Polat Alemdar’ı eleştiri yağmuruna tuttu.
işte Polat’a tepkiler:
“Polat kusura bakmasın, maço tavrı hiç hoş değildi”.
“Ebru’nun gönlünü alman şart”.
” insan karısına ‘Karnındaki çocuğa dua et’ der mi? Polat’a hiç yakışmadı”.
“Ebru inşallah Polat’ı affetmez”.
“Polat, Ebru ile barışmazsa, artık diziyi seyretmeyeceğim”.
” Polat, Elif’i de anlamamıştı, Ebru’yu da anlamıyor. Kadın ruhundan anlamayan biri”.
“Polat, Ebru’ya davranışıyla Türk erkeklerini gaza getiriyor”.
Küçük bir not: Necati Şaşmaz ile Hatice Şendil gerçek hayatta aşk yaşıyor.
Kavga ve silah sesini duyan komşuları kapı zilini çaldı. Kapıyı açan olmayınca polise haber verilmesi üzerine, eve gelen polis ekibi korkunç manzara ile karşılaştı. Olgun ile eşinin cansız bedeni ile karşılaşan polis, ağır yaralı durumdaki çocukları ambulansla 82. Yıl Devlet Hastanesi’ne kaldırdı. 7 yaşındaki çocuk kuratılamazken, 4 yaşındaki çocuğun hayati tehlikesi nedeniyle ameliyata alındığı kaydedildi.
Öte yandan Rize Cumhuriyet Başsavcısı İsmet Özkorul, olaydan sonra polis memuru Çağatay Olgun evine gelerek incelemede bulundu.
Polis memuru Çağatay Olgun’un Adanalı olduğu, Rize Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünde 5 yıldır görev yaptığı öğrenildi.
Mersin’in merkez Akdeniz İlçesi’nde 2 lise öğrencisi arasında henüz bilinmeyen bir nedenle kavga çıktı. Kavgaya öğrencilerin ailelerinin de karışmasıyla gerginlik kısa sürede Doğulu-Batılı tartışmasına döndü. Panzer desteğinde çok sayıda polisin müdahalede bulunduğu 200 kişinin birbirine girdiği kavgada, 6 kişi yaralandı, 15 kişi gözaltına alındı.
Olay, bugün öğleden sonra Kazanlı Mahallesi’ndeki lisede meydana geldi. Biri Mersinli, diğeri Güneydoğulu 2 öğrenci arasında bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Kısa süren tartışma bir anda kavgaya dönüştü. Çocuklarının kavga ettiğini haber alan aileler ve yakınları da oKula akın etti.
Çevrede “Doğulu çocuklar Türk çocukları dövmüş” dedikodusu da kulaktan kulağa yayıldı. Bunun üzerine oKula gelen aileler arasında yaşanan gerginlik meydan kavgasına dönüştü. Yaklaşık 200 kişinin karıştığı kavgada, karakol ekipleri yetersiz kalınca takviye kuvvet istendi. Bunun üzerine Özel Harekat, Çevik Kuvvet ve Asayiş Şube’de görevli polis ekipleri bölgeye kaydırıldı.
Olay yerine gelen panzerli polis ekipleri, tarafları güçlükle ayırırken çevrede yoğun güvenlik önlemi aldı. Taş ve sopaların kullanıldığı kavgada 6 kişi çeşitli yerlerinden yaralandı. Yaralılardan durumları ağır olan 4 kişi ambulanslarla Mersin ve Toros Devlet Hastaneleri’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Kavganın çıktığı okulda mahsur kalan çok sayıdaki doğu kökenli öğrenci polis araçlarına bindirilerek bölgeden uzaklaştırıldı. Olayla ilgili 15 kişi de gözaltına aldı.
Akdeniz İlçesi Belediye Başkanı BDP’li M. Fazıl Türk, olay yerine giderek kavga ve olaya karıştığı için Kazanlı Polis Merkezi’ne götürülen kişiler hakkında bilgi aldı. Yeniden kavga çıkabileceği ihtimaline karşı bölgede geniş güvenlik önlemi alan polis, soruşturmayı sürdürüyor.
Seferberlik Bölge Başkanlığı’nda aramalar devam ederken; soruşturmayı sürdüren Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili ile aramayı yapan Hakim Kadir Kayan’a silah mermisi gönderildi.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Seferberlik Bölge Başkanlığı’ndaki aramaya yapılan itirazı oybirliğiyle reddetmesinin ardından Kozmik Oda’da yapılan aramalar devam ediyor.
Bugün, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen mektuptan Kaleşnikof mermisi çıktı. Soruşturmayı sürdüren Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili ile aramayı yapan Hakim Kadir Kayan’a ayrı ayrı gönderilen mektuplardan mermi çıkması polisi de harekete geçirdi.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne gönderilen mektuplarla ilgili polis geniş çaplı inceleme başlattı. Mektubun nereden postalandığını araştıran Terörle Mücadele ekipleri, zarflarda herhangi bir parmak izinin olup olmadığına bakıyor. Daha önce de soruşturmayı yürüten savcıya yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderilmişti.
Özel Kuvvetler’in kalbi olarak bilinen Balgat Kirazlıdere mevkiindeki Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı’ndaki ‘Kozmik Oda’daki aramalar 7 gündür devam ediyor. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddiasıyla ilgili 19 Aralık 2009 tarihinde 2 askeri personel, gözaltına alındıktan sonra askeri savcılıktaki sorgularının ardından serbest bırakılmıştı. Daha sonra başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 8 askeri personel, çıkarıldıkları Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakılmıştı.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi ise Genelkurmay’ın Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı’nda yapılan ‘aramanın durdurulması ve tutanağın imha edilmesine yönelik itirazını reddetmişti.
Aramanın, iddia edilen suçla ilgili sınırlandırılmasına ve incelemenin en kısa sürede tamamlanmasına karar veren mahkeme, düzenlenecek tutanağın da suça konu delillerle ilgili bilgi ve belgelerle sınırlı olmasını hükme bağlamıştı. Kararda ayrıca, Hâkim Kadir Kayan’ın, ‘kozmik oda’daki çalışmasının hukuka uygun olduğunun altı çizilmişti
Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Özgüç Türkalp, Muharrem Yılmaz, Mehmet Metin
Fenerbahçe: Volkan Babacan 5, Bekir 6, Lugano 5, Bilica 5, Dos Santos 6, Mehmet Topuz 7 (Dk. 72 Ali Bilgin ?), Deniz 5 (Dk. 61 Deivid 4), Baroni 5, Özer Hurmacı 8 (Dk. 83 Abdülkadir ?), Uğur Boral 7, Semih Şentürk 5
Altay: Soner 6, Yüksel 4, Yiğitcan 4, Onur 4, Mesut 4, Alp 5, Cenk 5, Eyyüp 4 (Dk. 74 Metin Yüksel 3), Musa Çağıran 4, Musa Sinan Yılmazer 4 (Dk. 82 İsa ?), Burak Çalık 4 (Dk. 61 Şehmus 3)
Goller: Dk. 35 ve 79 Özer, Dk. 57 Mehmet Topuz (Fenerbahçe)
Sarı kartlar: Dk. 67 Bilica, Dk. 87 Semih Şentürk (Fenerbahçe) Dk. 88 Cenk (Altay)
Ziraat Türkiye Kupası A Grubu ilk maçında Fenerbahçe, Bank Asya 1. Lig ekiplerinden Altay’ı 3-0 mağlup ederek gruplara üç puanla başladı.
52. dakikada Burak’ın pasında topla buluşan Cenk’in sert şutu kaleci Volkan Babacan’da kaldı.
57. dakikada Deniz’in pasında sağ çaprazda topla buluşan Özer Hurmacı, cezasahasına kadar yaklaştıktan sonra ortasını yaptı. Gerilerden gelen Deniz’in vuruşu az farkla auta çıktı.
57. dakikada Fenerbahçe’nin ikinci golü geldi. Bu dakikada Santos’un pasında savunmanın arkasına giren Mehmet Topuz, kaleci ile karşı karşıya kaldığı anda vurdu. Meşin yuvarlak kaleci Soner’in sağından ağlarla buluştu. 2-0
68. dakikada Mesut’un cezaalanı ön tarafından kullandığı serbest atışta barajı geçen top kaleci Volkan’ın ellerinde kaldı.
79. dakikada Fenerbahçe farkı üçe çıkardı. Bu dakikada Deivid, Semih’i topla buluşturmak isterken araya giren savunmadan açılan meşin yuvarlak Özer’in önüde kaldı. Genç futbolcu, kaleciyi bir kez daha mağlup etti. 3-0.
85. dakikada Cenk’in cezaalanı dışından sert şutunda meşin yuvarlak direğin dibinden auta çıktı.
90. dakikada sağ taraftan kullanılan köşe atışında savunmanın uzaklaştırmak istediği topu önünde bulan Musa Çağıran’ın sert şutu az farkla yandan auta çıktı.
Karşılaşmanın kalan dakikalarında başka gol olmayınca mücadele Fenerbahçe’nin 3-0 üstünlüğü ile tamamlandı.
Fenerbahçe Teknik Direktörü Christoph Daum, iyi bir kadroya sahip olduklarını, ancak yine de sezonun ikinci yarısı için transfer düşündüklerini bildirdi.
Altay maçının ardından açıklamada bulunan Alman çalıştırıcı, son günlerde transfer için birkaç isim konusunda yönetimle sık sık konuştuklarını belirterek, ”Kadromuz iyi, ama yine de transferi düşünüyor, transfer durumunu yakından takip ediyoruz. Kadromuzu değerlendirdiğimizde, daha fazla ofansif anlamda bir transfer gerçekleştirmek istiyoruz. Aykut Kocaman ile sürekli diyalogdayız. Kocaman, yönetimle birlikte önümüzdeki günlerde burada iyi işler yapacaktır” dedi.
Terör örgütü PKK’nın üst düzey yöneticilerinden Duran Kalkan, sokak eylemlerini “ayaklanma provası” olarak tanımlayan MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi doğrular nitelikte açıklama yaptı. Kalkan, Kürt sorununun çözümlenmemesi halinde, “ayaklanmalar ve sokak çatışmalarının ortaya çıkacağı” mesajını verdi ve “Çözümsüzlük süreci daha fazla uzatılırsa Türkiye’nin gideceği yer daha yaygın ve derin bir iç savaştır. Bunu hiç kimse önleyemez” dedi.
Kalkan, ANF’ye yaptığı açıklamada, Türkiye’deki sokak eylemlerini değerlendirdi ve üstü örtülü tehditte bulundu. Tokat’ta 7 erin şehit edildiği olayın talimatını verdiği için Öcalan’ın “Kalkan ne yapmak istiyor” diye eleştirdiği Duran Kalkan, bir süre önce Türkiye’de yaşanan sokak gösterilerinin daha fazla derinleşmesini Öcalan’ın önlediğini belirtti. Kalkan, Öcalan’ın mevcut sokak gösterileri ve gerginliğin tırmanmasının Türkiye’yi tehlikeli bir sürece, çatışma ve kopuşa götüreceğini gördüğü için buna müdahale ettiğini bildirdi.
Kalkan, “Mevcut çatışmaların, gerginliklerin daha büyük bir iç savaşa, ayaklanmaya dönüşmemesi için Apo büyük bir çaba harcıyor. Daha fazla acıların yaşanmasına fırsat verilmeden sorunların barışçıl-siyasi yöntemlerle çözümünün gerçekleştirilmesini istiyor, bunun önünü açıyor. Yani son dönemlerdeki bu gerginliğin, sokak çatışmalarının daha yaygın bir iç savaşa dönüşmesi Apo’nun müdahalesiyle şimdilik engellenmiş oluyor. Ama bu, Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünün gerçekleştirilmesi içindir. Türkiye’nin demokratikleşmesinin sağlanması içindir. Böyle bir sonuca giderse anlamlı olur, iç savaş tehdidi ve tehlikesi ortadan kalkar. Fakat böyle yapılmaz da, mevcut yönetim “günü bir kez daha bu biçimde kurtardık’ diye değerlendirirse, o zaman iç savaş tehdidini, tehlikesini her zaman potansiyel olarak gündemde tutuyor demektir. Bugün bu durum engellense ve ertelense bile, yarın ve yakın gelecekte her zaman böyle bir tehdit ve tehlike Türkiye için var olur” dedi.
-”ÖCALAN GERGİNLİĞİN DAHA FAZLA DERİNLEŞMESİNİ İSTEMEDİ”-
Abdullah Öcalan’ın durumu daha fazla germeyi uygun bulmadığını ifade eden Kalkan, “Öcalan, Kürt Özgürlük Hareketi, Kürt halkı gerçekten de sorunlara demokratik siyasi yöntemlerle çözüm bulunmasından yana olduklarını, çözümü mümkünse meclis içinden gerçekleştirmek istediklerini, Kürt sorununa barışçıl ve siyasi çözümde kararlı ve tutarlı olduklarını, bu konuda en küçük bir imkan görürlerse bunu değerlendirme ısrarlılığı içinde olduklarını netçe gösterdiler. Özellikle Apo ortaya çıkan gerginliğin daha fazla derinleşmesini istemedi. Yaşanmakta olan kopuşun daha da derinleşmesini doğru bulmadı. Demokratik siyasetin önünün açılmasını ve demokratik siyasete bir kez daha şans tanınmasını gerekli gördü. Milletvekillerinin yeniden meclis çatışı altında mücadeleye dönüşleri de böyle bir yaklaşım ve tutum temelinde gerçekleşti. Bunu herkesin görmesi, doğru okuması, anlaması gerekiyor” görüşünü savundu.
-”AYAKLANMALAR GÜNDEME GELEBİLİR”-
Kalkan, gelinen noktada demokratik siyasi yöntemlerle sorunun çözülmesinin istendiğini savunarak şöyle konuştu:
“Türkiye demokratikleşmedikçe ve Kürt sorununun demokratik siyasi çözümü gerçekleşmedikçe Türkiye’deki iç savaş durumu ortadan kalkmaz. Hatta bu sorunlar devam ettikçe iç savaşın daha da derinleşip yayılma tehlikesi her zaman var demektir. Bu bakımdan şimdi bu risk ve tehlike elbette vardır. Her an daha büyük patlamalar olabilir. Hatta ayaklanmalar bile gündeme gelebilir. Sokak çatışmaları ortaya çıkabilir. Çözümsüzlük süreci daha fazla uzatılırsa Türkiye’nin gideceği yer daha yaygın ve derin bir iç savaştır. Bunu hiç kimse önleyemez. Onun için de demokratik siyasi çözüme samimiyetle, ısrarla yaklaşmak ve mutlaka ilerletmek gerekiyor. Her türlü gerginlik her an büyük patlamalara yol açabilir. Bu tehlikeli bir durumdur. Bu tehlikeli duruma son verebilmek gerekiyor.”
-BAHÇELİ “AYAKLANMA PROVASI’ DEMİŞTİ-
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de 17 Aralık’ta yaptığı basınla sohbet toplantısında Türkiye’de yaşananların bir “ayaklanma provası” olduğunu belirterek “Bu ayaklanmaları bir çocuk hareketi olarak hafife almak doğru değil. Aşama aşama nereye gitmekte olduğunu iyi analiz etmeli” demişti. Bahçeli, “Toplumsal olayları önleyici tedbirler, zamanında ve yeterli ölçüde alınmadığı takdirde, bu ayaklanma geçmişte de belli şekilde yaşanmış olan kurtarılmış bölgeler yaratarak, daha sonra bunu belli amaçlar doğrultusunda kullanma eğilimi ortaya çıkabilir. Ülkenin bölünmesini gerçekleştirebilecek büyük hatalara da sebebiyet verebilir” demişti.
İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından ortaklaşa düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 3 kişinin Yunanistan adına casusluk faliyetleri yaptıkları iddia edildi. Bu şok eden olayda yakalananların Türk olması da hayli şaşırttı.
Terörle Mücadele Şubesi ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından ortaklaşa düzenlenen operasyonda, yabancı bir ülke adına casusluk faaliyetlerinde bulundukları ileri sürülen 3 Türk vatandaşı yakalandı.
Emniyet Müdürlüğü ekipleri 3′ü de Türk olan ve casusluk faliyetinde bulunduğu öne sürülen 3 kişiyi sorgulamaya alırken, zanlıların Yunanistan adına casusluk faliyeti yaptıkları iddia edildi.
Gözaltına alınan 3 kişiden birinin Muğla’nın Bodrum ilçesinde gözaltına alındığı ileri sürüldü. Bodrum’da fırıncılık yapan evli ve 2 çocuk babası A.H.’nin (40) evine sabah saatlerinde baskın yapılarak otomobilde ve evinde arama yapıldığı bildirildi.
Daha sonra zanlı A.H., sorgulanmak üzere İzmir’e götürüldü.
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Mustafa Kumlu, TEKEL işçilerinin mücadelesi başta olmak üzere sorunlarının giderilmesi amacıyla sürekli eylem kararı aldıklarını belirterek, ”TÜRK-İŞ’e bağlı sendikalara üye işçiler 25 Aralık Cuma günü bir saat geç işbaşı yaparak çalışmama hakkını kullanacak. Bu eylem, dört hafta her Cuma günü 1′er saat artırılarak sürdürülecek” dedi.
Kumlu, TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu toplantısının ardından hazırlanan bildiriyi genel merkez önündeki TEKEL işçilerine açıkladı.
TEKEL işçilerinin sorununu masa başında çözmek için 10 gündür çaba harcadıklarını ifade eden Kumlu, sorunun masa başında çözülememesi ve artan işçi sıkıntıları nedeniyle Başkanlar Kurulu’nu olağanüstü toplama kararı aldıklarını söyledi.
Kumlu, ”TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, Hükümet’in çalışma yaşamının her alanında emekçilerin ve onların temsilcilerinin dile getirdiği taleplere karşı uyguladığı sağduyu ve nezaketten uzak, kaba ve şiddet içeren yaklaşımından ve yaratılmak istenen çatışma ortamından son derece rahatsızdır. TÜRK-İŞ topluluğu, hak arama mücadelesinde demokratik her türlü hakkını kullanacak, ancak yaratılmak istenen bu çatışma ortamının sebebi ve tarafı olmayacaktır” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan’ın TEKEL işçileriyle ilgili sözlerini eleştiren Kumlu, ekmek parası için mücadele veren TEKEL işçilerinin taleplerine duyarsız kalındığını savundu.
-”ŞEKER, ENERJİ VE LİMAN ÖZELLEŞTİRMELERİ DURDURULSUN”-
Hükümet’in görevinin, vatandaşlarını kölelik koşullarında çalışmaya mecbur bırakmak değil, onlara insanca yaşam koşulları sağlamak olduğunu belirten Kumlu, ”TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, Hükümet’in bu yaklaşımdan gün geçtikçe daha da uzaklaşmasını ülkemiz adına sakıncalı bulmaktadır. TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, TEKEL işçileriyle Taşucu Kağıt İşletmesi’nde çalışan işçilerin özlük hakları için, itfaiye işçilerinin işsizleştirmeye, şeker işçilerinin özelleştirmeye karşı verdiği mücadeleyi, diğer tüm işçilerimizin çeşitli alanlarda verdiği mücadeleyi TÜRK-İŞ’in mücadelesi olarak görmektedir” dedi.
İşçilerin özlük haklarını yok eden 4/C uygulamasına şiddetle karşı olduklarını ve bu uygulamaya son verilmesini istediklerini vurgulayan Kumlu, ayrıca şeker, enerji ve liman işletmelerinin özelleştirilmelerinin durdurulmasını talep etti.
Ekmek mücadelesi veren işçilere güvenlik güçlerince uygulanan şiddeti kınadıklarını dile getiren Kumlu, İstanbul’da seslerini duyurmak için eylem yaparken gözaltına alınan Belediye-İş Sendikası genel merkez yöneticileri, şube başkanları ile itfaiye işçilerinin serbest bırakılmasını istedi.
-”25 ARALIK CUMA GÜNÜ 1 SAAT GEÇ İŞ BAŞI YAPILACAK”-
TÜRK-İŞ’in, diyalog yollarının çözüm getirmediğinin anlaşıldığı noktada kitlesel olarak sesini yükseltme durumuna geldiklerini belirterek, şunları kaydetti:
”TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, TEKEL işçilerinin mücadelesi başta olmak üzere sorunlarımızın giderilmesi amacıyla sürekli eylem kararı almıştır. Bu çerçevede, 25 Aralık 2009 Cuma günü ‘Tekel işçileri ile dayanışmak için eylem günü’ ilan edilmiştir. TÜRK-İŞ’e bağlı sendikalara üye işçiler 25 Aralık Cuma günü 1 saat geç iş başı yaparak çalışmama hakkını kullanacak ve tüm illerde iş çıkışında AKP binaları önünde kitlesel basın toplantıları düzenlenecektir. Bu eylem, 4 hafta her cuma günü 1′er saat artırılarak sürdürülecektir.
28 Aralık Pazartesi günü, TÜRK-İŞ’e bağlı sendikaların tüm merkez ve şube profesyonel yöneticileri Ankara Güvenpark’ta buluşacak, topluca, TBMM’ye gidilecek ve TBMM’de grubu olan siyasi partiler ziyaret edilecektir.
30 Aralık Çarşamba günü, TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu toplanacak ve daha sonra izlenecek yol haritasını belirleyecektir.”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eski DTP’lilerin istifa etmeyip Meclis’te kalma kararını değerlendirirken, “İmralı’nın talimatıyla yapıldığı ve talimattan dolayı tabii Sayın Türk’ün yapmış olduğu bu açıklama bana göre çok çok talihsiz bir açıklama” diye konuştu.
Erdoğan, Suriye’ye hareketinden önce Esenboğa Havalimanı’nda yaptığı açıklamada temaslarına ilişkin bilgi verdi. Türkiye-Suriye Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi’nin Başbakanlar Eş Başkanlığı’ndaki birinci toplantısına katılmak üzere Şam’a gideceğini anlatan Erdoğan, görüşmelere 9 bakan ile 200 civarında iş adamının katılacağını söyledi.
Erdoğan, daha önceki toplantılar sonrasında Türkiye ve Suriye arasında vize muafiyetinin sağlandığını, iki ülke bakanlarının da tek bir kabine gibi yoğun çalışma sergilediğini bildirdi.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Erdoğan, bir gazetecinin, “Demokratik Açılım sürecinde Mahmur Mülteci Kampı’ndan dönüşler bekleniyordu. Orada Suriye kökenlilerin de bulunduğu belirtiliyordu. Onların oraya dönmesi konusunda bir değerlendirme olacak mı? Sayın İçişleri Bakanı Atalay dün Irak’taydı, temaslarda bulunmuştu. Bazı somut adımlar olabileceğini söyledi, bu sürece ilişkin. Somut adımlara ilişkin detay verebilir misiniz?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Bu ikili görüşmeleri yaparken tabii ki bu görüşmelerde özellikle, bizim milli birlik kardeşlik sürecimizle alakalı, Demokratik Açılım süreciyle alakalı, işin diplomatik boyutunu ve komşularımızla olan boyutunu da ele alacağız. Nasıl Irak’ta, gerek Merkezi Hükümetle, gerekse kuzeyde Yerel Yönetimle görüşmeleri yaptıysak ki üçlü mekanizma bu görüşmeleri ele aldı ve Dışişleri Bakanımız’ın yapmış olduğu açıklamalarda da zaten somutlaştıkça gerekli açıklamalar yapılacak. Suriye’yle de zaten bu konuların görüşüleceğini belirtti.”
-”İLLEGAL KİŞİ VEYA ÖRGÜTLERİ MUHATAP ALMAYIZ”-
DTP’nin kapatılmasının ardından DTP’li milletvekillerin ’sine-i millete’ dönecekleri yönündeki açıklamaları ile Ahmet Türk’ün, ‘terör örgütü elebaşı Öcalan’ ile ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:
“Sine-i millet ifadesi gündeme geldiğinde, bize ‘Siz bu istifalar Meclis’e gelirse ne dersiniz’ denildiğinde bizim verdiğimiz cevap hep şu olmuştur; ‘Biz doğmamış çocuğa külot biçmeyiz.’ Meclis’e böyle bir talep gelmemiş. Meclis’e böyle bir talep gelmediği gibi Meclis’te böyle bir şey Genel Kurul’a sunulmamış, o halde ‘bu konu hakkında konuşmak erkendir’ dedik ve biz herhangi bir açıklamada yapmadık. Ardından da gelişmeleri izledik ve yeni gelişmelere göre Meclis’te tekrar görevlerine devam etme kararı aldıklarını duyduk. Bu kararın, nerenin talimatıyla yapıldığı, İmralı’nın talimatıyla yapıldığı ve talimattan dolayı tabi Sayın Türk’ün yapmış olduğu bu açıklama bana göre çok çok talihsiz bir açıklama. Zira kendileriyle Meclis’teki grup odamda yaptığım görüşmede ‘Hiç bir zaman bizler illegal kişi veya örgütleri muhatap almayız. Sizler de bunu sahiplenmeyin’ diye kendilerine söylemiştik, ama ne yazık ki şu andaki süreçte böyle bir yaklaşım tarzını ben de doğru bulmuyorum.”
-”TEKEL İŞÇİLERİ EVLERİNE DÖNSÜN”-
Başbakan Erdoğan, TEKEL işçilerinin eylemi ile ilgili bir soru üzerine konunun 8 günlük değil, 2 yıllık bir mazisi olduğunu hatırlattı. İki yıl önce sendika yöneticileriyle konunun görüşüldüğünü ve kendisinden erteleme talep ettiklerini anlatan Erdoğan, “10 bine yakın kişi bu depolarda çalışarak değil, çalışmadan ücret alıyorlar” dedi.
Söz konusu ücretlerin maliyetinin ülkeye 40 trilyon lira olduğunun altını çizen Erdoğan, bu kişilere mağdur olmamaları için kıdem ve ihbar tazminatlarını ödediklerini ve 4/C’li olarak çalışma önerisinde bulunduklarını söyledi.
Muhalefet milletvekillerini de ‘şov’ yapmakla suçlayan Erdoğan, 4/C ile herkesin eğitim düzeyine göre farklı ücretlendirme yapacaklarını, konunun üzerinde çalıştıklarını ve çalışma süresinin 11 aya çıkarılacağını duyurdu.
İşçileri de uyaran Erdoğan, “Ben buradan özellikle Ankara’da uygunsuz, provokatif bu tür eylemlerin içerisine girmek suretiyle. Muhalefette olan siyasilerin veya olmayanların Türk-İş’in önünde, sağda solda bu tür eylemleri yapmalarını doğru bulmuyorum. Şu anda arkadaşlarımız ücretlerle ilgili çalışmaları yapıyor öyle zannediyorum ki bir hafta içinde bu çalışmalar da biter ve ben tüm TEKEL işçilerinin geldikleri yere dönmelerini, bu tür oyunlara da gelmemelerini özellikle kendilerinden rica ediyorum” dedi.
-”SUİKAST” İDDİASI-
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddialarının hatırlatılması üzerine Erdoğan, konunun yargıya aksettiğini belirterek, olayla ilgili yaşanan süreci “vahim” ve “düşündürücü” olarak değerlendirdi. Erdoğan, “Temenni ederiz ki savcılıkta olan bu süreç, yargı süreci endişeleri yok edecek şekilde çıksın” dedi.
Başbakan Erdoğan, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un “çarmıha gerilmek” ile ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine ise, söz konusu açıklamanın Mayıs ayında yapıldığını, Bartholomeos ile Ağustos ayında görüştüklerinde de kendisinin bu yönde bir açıklamasının olmadığını belirtti. Erdoğan, şöyle konuştu:
“Mayıs ayında ifade edilen konuyla ilgili tabii merakım mucip oldu, yani ‘çarmıha gerilmekle’ ilgili ne kastediliyor? İfade edilen ne? Yani çarmıh, filan falan böyle bir şey söz konusu değil. Yok böyle bir şey. Kendi literatürlerinde ‘beni zora sokmak, sıkıntıyı düşürmek’ gibi bir ifade yerine bunun kullanılacağını söylüyorlarmış. Tabii biz Ağustos görüşmelerinde, toplantısında filan böyle bir şeyi kendilerinden hiç duymadık. İyi niyet içerisinde, bu ülkenin bir vatandaşı olarak çalışmalara, sürece katkıda bulunma gayretlerinden bahsettiler. Taze bir ifade, veyahut da farklı, şu anda anlayageldiğimiz bir ifade olsa ‘talihsiz bir ifade’ diyeceğim, ama bunu daha sonra arkadaşlarla şöyle bir araştırınca, ‘böyle kullanırlar bu ifadeyi’ deyince ben de tabi daha ısrarlı olmadım, olmak da istemedim.”
Başbakan Erdoğan, Orta Doğu barışı konusunda Türkiye’nin arabuluculuğuna İsrail yönetiminin olumlu bakmadığını kaydeden bir gazetecinin sorusu üzerine, “Türkiye’nin durumdan vazife çıkarmadığını” söyledi. İsrail’in yönetiminin, “Erdoğan taraftır” ifadesini kullandığını anımsatan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
“Biz zorla zaten durumdan vazife çıkarma gayreti içerisinde değiliz. Eğer Türkiye’den böyle bir talepte bulunulursa, Türkiye direk, en direkt böyle bir görevi yapmaya yine hazır. Çünkü Orta Doğu barışında Türkiye her zaman her şeyini ortaya koymaya hazırdır. Çünkü Orta Doğu’nun barışı demek, dünya barışı demektir. Bu kadar önemlidir bu. Suriye’de de Sayın Esad bu konuda kararlı. Diyor ki ‘Biz Türkiye’ye güveniyoruz. Türkiye’nin bu noktadaki arabuluculuğuna inanıyoruz.’ Sayın Sorkozy’i teklif etti İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, onu da kabul etmedi biliyorsunuz Sayın Esad, şu anda durum böyle bir noktada, ama Türkiye her zaman barış için var ve Türkiye her zaman talep edilmesi halinde her yerde bu tür görevleri üstlenmeye hazır.”
Basın açıklamasının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindeki heyet, özel “ANA” uçağı ile saat 20.20′de Suriye’ye hareket etti. Heyette Başbakan Erdoğan ile birlikte eşi Emine Erdoğan, Devlet bakanları Cevdet Yılmaz ve Zafer Çağlayan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu da bulunuyor.