Domuz Gribinde Korkutan Uyarı

21 Kas 2009 Kategori: Güncel, Haber

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Avrupa’da Domuz Gribi salgınını yakından takip eden kurumların yetkilileri, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede salgının daha da hızlanacağı uyarısını dile getirdi, özellikle çocuklar, gençler ve diğer risk grubundakilerin aşılanmalarının önemine işaret etti.

Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile Türkiye’de Domuz Gribi salgınına karşı yürütülen çalışmalar konusunda istişarelerde bulunan DSÖ ve Avrupa Hastalık Koruma ve Kontrol Merkezi (European Centre for Disease Prevention and Control)(ECDC) yetkilileri, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

DSÖ Avrupa Bölgesi Danışmanı ve Nottingham Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Jonathan Nguyen Van Tam, 1918′deki İspanyol gribi salgını ile karşılaştırıldığında daha hafif seyreden bu salgının, mevsimsel gripten farklı olarak daha çok genç erişkinlerle küçük çocukların ölümüne yol açtığını söyledi.

İngiltere’de bu hastalıktan hastaneye daha çok çocuklar, gençler ve genç erişkinlerin yattığını anlatan Van Tam, bu hastaların yüzde 13′ünün de yoğun bakım veya solunum cihazı desteğine ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Van Tam, ”Bütün bu gerçekleri dikkate alarak konuşmak gerekirse bütün hükümetlerin yapabilecekleri tek şey aşı temin edip uygulayarak ölümlerin önünü almaktır. Dünya genelinde olası bütün riskleri çok dikkatle inceledik. Ciddi riskle yüz yüze olan sağlık çalışanları, kronik hastalığı bulunanlar, hamileler, genç yetişkinler ve çocuklar mutlaka aşılanmalı” diye konuştu.

”Kimin hangi öncelik sırasına göre aşılanacağı konusunda Türkiye’nin şu ana kadar her adımı doğru attığını” vurgulayan Van Tam, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Türkiye aşı konusunda Avrupa bölgesinde çok ciddi saygınlığa sahip firmaların aşılarını aldı. Bunların tabi tutulduğu test düzeyleri, İngiltere dahil diğer Avrupa ülkelerinin aldığı aşılar ile aynı. Türkiye’nin aşı aldığı firmalardan biri, aynı zamanda İngiltere’nin de en fazla miktarda aşı temin ettiği firmalardan birisi. Salgın şu anda Türkiye’de tam hızlanma aşamasında. Henüz daha en kötü durumla karşılaşılmadı. Vaka, hastaneye yatış ve ölümlerde artış bekliyoruz.”

Aşıyla ilgili Türkiye’de olduğu gibi diğer ülkelerde de bazı spekülasyonlar yapıldığını kaydeden Van Tam, şu uyarıları dile getirdi:

”Ama şunu hiç unutmamak gerekir ki aşı bir tedavi değil, önleme aracıdır. Hastalık her yanı sarana kadar bekleme kararında olanlar varsa çok gecikeceklerini bilmeleri lazım. Harekete geçme zamanı tam şu andır. Türkiye’nin hali hazırda bulunduğu durumda, hazırlık seviyesinde bulunabilmek, elindeki aşı imkanlarına sahip olabilmek ve bütün nüfusu aşılayabilmek için sahip oldukları pek çok şeyi feda edecek çok ülke. Türkiye’ye bu konuda gıptayla bakıldığını bilmek lazım.”

-”YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNE YATIRILMASI RİSKİNİ KABUL EDER MİSİNİZ?”

Türkiye’de yakında okullarda başlayacak aşılama konusunda ailelere tavsiyelerde bulunan Van Tam, İngiltere’de Domuz Gribinden hastaneye yatırılanların büyük çoğunluğunu çocukların oluşturduğunu yineleyerek, şunları dile getirdi:

”Ailelere şu soruyu yöneltmek isterim: Çocuğunuzun pandemik grip nedeniyle hastaneye ve sonrasında da yoğun bakım ünitesine yatırılması riskini kabul etmek ister misiniz? Eğer bu riski göze almak istemiyorsanız lütfen çocuğunuzu aşılatın. Sizin çocuğunuz bu gribe karşı aşılanan ilk çocuk olmayacak. Dünyanın her yerinde milyonlarca çocuk bu pandemik gribe karşı aynı aşıyla aşılanmış durumda. İngiltere’de pandemi başladığında ilk salgınlar okullarda patlak verdi. Çünkü çocuklar gribi etkili şekilde çevrelerine yayarlar.”

Van Tam, ailelerin aşının içerdiği adjuVan konusunda endişeye kapılmamaları gerektiğini belirterek, bu aşıların güvenilirliği konusunda hiçbir şüpheye düşülmemesini istedi.

Domuz gribi aşısının deneme grubunda olduğunu, dolayısıyla kendisine ”adjuvanlı mı adjuvansız mı” aşı yapıldığını bilmediğini anlatan Van Tam, ”Her iki aşının güvenilirliği konusunda şüphem olmadığı için bu önem taşımıyor” dedi.

-”AVRUPA’DA ÖLÜ SAYISININ ARTMASI BEKLENİYOR”-

Avrupa’da Domuz Gribi salgını ile ilgili çalışma yürüten en önemli kuruluşlardan biri olan Avrupa Hastalık Koruma ve Kontrol Merkezi (European Centre for Disease Prevention and Control)(ECDC) Grip Koordinatörü, çocuk hastalıkları ve halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Angus Nicoll de ebeveynlerin hem kendilerinin hem de çocuklarının aşılanmasına çok büyük önem vermeleri gerektiğini belirtti.

”Bu hastalıktan Avrupa’da kaç ölüm beklendiği ve aşılamanın bunu ne kadar önleyeceği?” sorusu üzerine Nicoll, ”Avrupa genelinde ölü sayısının artmasının beklendiğini” bildirdi.

Aday ülkelerle birlikte AB ülkelerinde bin dolayında kişinin bugüne kadar bu hastalıktan öldüğünü kaydeden Nicoll, ölümlerin devam edeceğini ancak beklenen toplam ölü sayısı hakkında bir öngörüde bulunmalarının mümkün olmadığını söyledi.

Nicoll, Domuz Gribi aşısının etkinliğinin çok iyi olduğunu, aşılamanın ölüm oranını azaltacağını bildirdi.

Aşılamanın devam ettiği Avrupa genelinde Türkiye’deki aşının aynısıyla bağışıklanmış milyonlarca insan bulunduğunu kaydeden Nicoll, yaşadığı İsveç’te 55 bini çocuk olmak üzere 2 milyonun üzerinde insana Domuz Gribi aşısı yapıldığını söyledi.

Nicoll, aşılama sırasında ortaya çıkan ağrı, şişlik gibi yan etkilerin laboratuvar aşamasında görülen yan etkilerle aynı olduğunu bildirdi.

”Aşı sonrası ölüm” iddialarını da değerlendiren Nicoll, bunların çok yakından incelendiğini, şu ana kadar aşıyla ölümler arkasında hiçbir ilişki kurulamadığını, tamamen rastlantısal olduğunu söyledi.

İrlanda, Almanya, Norveç, Danimarka, İsveç gibi tüm Avrupa ülkelerini yakından izlediklerini vurgulayan Nicoll, kamuoyunun bu konuda bir çok bilgiyle karşılaştığını ancak bu bilgilerin yetkili kurumların internet sitelerinden takip edilmesinin önem taşıdığını kaydetti.

Salgının dünyadaki gelişimiyle ilgili DSÖ ile hazırladıkları son raporla ilgili de bilgi veren Nicoll, ”Şu an itibarıyla pandemi eğilimi batıdan doğuya, kuzeyden güneye kaymakta. Güneydoğu Avrupa’da pandemi dalgası kendisini göstermeye başladı ki Türkiye ve çevre ülkeler de dahil. Batıda pik noktasına ulaşıldı” şeklinde konuştu.

Türkiye’de de salgının artış gösterme eğiliminde olacağını bildiren Nicoll, ”Türkiye’nin çok ciddi bir avantaja sahip olduğunun altını çizmek lazım ki bu da aşıdır” dedi.

Nicoll, sağlık çalışanlarına, ”Lütfen kendinizi aşılatınız. Böylelikle hem kendinizi hem hastalarınızı koruyun. Aşı çok güvenli bir üründür. Bunu kullanınız ve avantajından mahrum kalmayınız” çağrısında bulundu.

Aşıdaki adjuVan maddesiyle ilgili tartışmaları da değerlendiren Nicoll, hekimlerin dünyadaki otoritelerin web sayfalarını izleyerek aşının çocuklar üzerinde ne kadar etkili olduğunu takip etmelerini istedi.

Bu konudaki her adımın titizlikle izlendiğini bildiren Nicoll, bir çok ülkede aşılamanın daha önce başlaması nedeniyle Türkiye’nin bunların sonuçlarını takip edebileceğini söyledi.

Ailelere de seslenen Nicoll, ”Çocuklarını koruma konusunda çok titiz davranan Türk aileleri, lütfen çocuklarınızı aşılatın ve korunmalarına katkıda bulunun. Zira bu aşının diğer yaptırdığınız aşılardan hiçbir farkı yok. Adjuvanlı ve adjuvansız aşılar arasında fark olduğuna dair kanıt yok. Tam aksine adjuvanlı aşıların avantajı var. Virüs değişiklik geçirirse bu aşılar daha geniş yelpazede koruma sağlar. Benim çocuklarım da adjuvanlı aşıyla aşılanacak. Türkiye’nin sahip olduğu aşılar diğer ülkelerdeki adjuvanlı aşılarla aynıdır” ifadesini kullandı.

Yüksek ateşi bulunan bir çocuğa bu belirti ortadan kalkıncaya kadar aşı yapılmaması gerektiğini belirten Nicoll, ancak sadece burun akıntısı gibi belirtiler olması halinde aşının yapılabileceğini söyledi.

Van Tam da laboratuvarda A(H1N1) tanısı konmadığı sürece grip geçirenlerin tümünün aşılanması gerektiğini, Domuz Gribi geçirenlerin bile aşılanmasında sakınca olmadığını, hatta bunun antikor seviyesini yükselteceğini söyledi.

-”DSÖ AŞIYI DESTEKLİYOR”-

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Merkezi Küresel Grip Programı Pandemi Hazırlık, Eğitim ve Bilgilendirme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hande Harmancı da pandemik grip aşısının, 60 yıldır yapılagelen mevsimsel grip aşısından farklı olmadığını, örgütün bu aşının arkasında olduğunu ve uygulamaları desteklediğini bildirdi.

Şimdiye kadar dünya genelinde 65 milyon kişinin aşılandığını vurgulayan Harmancı, aşı yerinde şişlik, kızarıklık ve ağrı gibi beklenen yan etkilerin dışında herhangi bir beklenmeyen yan etkiye rastlanmadığını söyledi.

Aşının eylül ayından itibaren ilk olarak Avustralya ve Çin’de uygulanmaya başlandığını anlatan Harmancı, Danimarka, Katar, İngiltere, ABD, Fransa, İsveç gibi pek çok ülkede de aşılama yapıldığını söyledi.

”Aşı sonrası ölüm iddiaları konusunda DSÖ’nün ne gibi çalışmalar yaptığı” sorusu üzerine Harmancı, şöyle konuştu:

”Her aşıda olduğu gibi bu aşı da piyasaya sürülüp insanlar üzerinde uygulanmaya başlandıktan sonra ulusal sağlık otoriteleri izlemler yapıyor. Aşıya bağlanan olaylar, ölümler ortaya çıkabiliyor. Fakat şöyle yaklaşmak lazım, ‘Bu olay oldu ve arkasından öldü’ demek için, iki olay arasındaki bağlantıyı araştırmak ve net bir şekilde ortaya koymak gerekir. Bu tip olaylar oluyorsa ölümün bu olaya bağlı olup olmadığının araştırılması lazım. Bütün ülkelerde de bu yapılıyor.”

”Hastalığın dünyada da Türkiye’de olduğu gibi gençleri mi etkilediği?” sorusuna karşılık Harmancı, bu gribin her yıl görülen mevsimsel gripten farklı olduğuna işaret etti.

Domuz gribinin daha çok genç grupta ortaya çıktığını anlatan Harmancı, ”Küçük çocuklarda çok büyük oranlarda hastaneye yatış görüyoruz. Bu, mevsimsel gripte görmeye alışık olduğumuz bir durum değil. Hamileler de çok büyük risk altında. Özellikle hamileliğin sonlarında hastalık ortaya çıkarsa ölüm riski normal nüfusa göre 4-5 kat daha fazla oluyor. Dolayısıyla bu hastalığa normal grip diye bakmamak lazım” diye konuştu.

”Belirli ürünler alınarak veya bir beslenme yöntemi benimsenerek bu hastalıktan korunmanın mümkün olup olmadığı?” sorusu üzerine Harmancı, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı benimsenmesinin bütün hastalıklar için tevsiye edilebileceğini fakat ”şu çayı içerseniz veya şunu yerseniz Domuz Gribi olmazsınız” diye bilimsel açıdan kanıtlanan bir şey olmadığını söyledi.

Harmancı, ”DSÖ’nün tavsiyeleri arasında böyle bir şeyi bulamazsınız. Bağışıklık sistemi açısından beslenme, uyku ve stres düzeyine dikkat etmek bütün hastalıklar için önemli. Fakat şu andaki pandemik grip için aşının dışında, ‘şunu yaparsanız hasta olmazsınız’ gibi bir korunma sağlayabilecek herhangi bir madde bilimsel olarak kanıtlanmış değil” dedi.

El yıkama, maske gibi bireysel korunma yöntemlerinin de hastalığın bulaşmasını önleyebileceğini kaydederek, ”Bunlar da aşı da çok önemli. Niye hepsini kullanmayalım? Elimizde var olan önlem paketinin hepsini kullanalım, ölümler olmasın” diye konuştu.

”Salgında bundan sonra neler beklendiği” sorusuna karşılık, havaların soğumasıyla Türkiye’de olduğu gibi beklenenden çok önce hastalık aktivitesinin arttığını belirten Harmancı, bu artışın bir süre daha devam edeceğini ama ne kadar daha devam edeceğinin öngörülemediğini söyledi.

Harmancı, virüste bir değişiklik olup olmadığının sürekli izlendiğini ifade ederek, ”Büyük bir salgının yaşandığı Ukrayna’da virüsün değişim gösterdiği” iddialarıyla ilgili şöyle konuştu:

”DSÖ’nün dünya genelinde ülkelerde birlikte çalıştığı 100′den fazla ulusal grip laboratuvarı, 5 de referans laboratuvarı var. Ukrayna’dan alınan örnekler İngiltere’deki merkeze gönderildi ve buradan gelen sonuçlara göre virüste anlamlı bir değişiklik olmadığı gösterildi. DSÖ dünya sağlığı için çalışan bir örgüt. Herhangi bir bilgiyi saklamamız söz konusu olamaz. Elbette var olan bilgi paylaşılır.”

Harmancı, vatandaşların güvenilir kaynaklardan bilgi edinmelerini, DSÖ’nün, Avrupa’daki sağlık kurumlarının ve Sağlık Bakanlığının bilgilerine güvenilmesini istedi.

Çin’de 11 milyon kişinin aşılandığını, aşıdan sonra 2 ölüm görüldüğünü, otopsiden sonra bu ölümlerin altta yatan hastalıklara bağlı olduğunun gösterildiğini vurgulayan Harmancı, bu aşıdan korkulmaması gerektiğini söyledi.

-”TÜRKİYE ŞEFFAF DAVRANIYOR”-

Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Ofisi Başkanı Maria Cristina Profili de 2006′daki kuş gribi salgınından dolayı ciddi bir bilgi birikimine sahip Türkiye’nin Domuz Gribine karşı ciddi bir hazırlık evresi geçirdiğini anlattı.

Profili, ”Türkiye’nin hazırlık seviyesi, uygulamalar çok iyi, durum kontrol altına alınmış durumda. Tam bir şeffaflık içinde hareket ediliyor” dedi.

DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın “2011 nüfus sayımında etnik köken sorusu sorulsun” önerisi yeni tartışma başlatırken, daha önce yapılan araştırmalar doğrultusunda Türkiye’de anadilini “Türkçe”, dolayısıyla etnik kökenini “Türk” olarak beyan edenlerin nüfusa oranının yüzde 90-93 dolayında olduğu ifade ediliyor. CIA Factbook’unda ise Türkiye’de anadili Türkçe olanların oranı yüzde 70′e kadar düşüyor.

Mahsur Kalanların Çoğu Öğrenci

21 Kas 2009 Kategori: Güncel, Haber

Yola Çığ Düşmesi Sonucu İçindeki 18 Kişi ile Mahsur Kalan Midibüse Ulaşmak için Başlatılan Çalışmalar Sürdürülüyor.
RİZE’nin İkizdere İlçesi’nde yola çığ düşmesi sonucu içindeki 18 kişi ile mahsur kalan midibüse ulaşmak için başlatılan çalışmalar aralıksız sürdürülüyor.

18 KİŞİ ÖLÜM KALIM SAVAŞI VERİYOR / WEB TV

Erzurum’dan dün saat 17.00′de 18 yolcusuyla hareket eden Ulusoy firmasına ait midibüs, 2 bin 640 rakımlı Ovit Dağı geçidini geçtikten sonra Rize’nin İkizdere İlçesi Sivrikaya Köyü yakınlarında, saat 19.00 sıralarında aracın önüne hem de arkasına çığ düşmesi sonucu mahsur kaldı. Büyük bölümü üniversite öğrencisi olan midibüsteki yolcular çaresiz beklemeye başladı. Araç sürücüsünün cep telefonuyla yardım istemesinden sonra Rize’den sivil savunma, Ulusal Medikal Kurtarma (UMKE) ve karayolları ekipleri kar nedeniyle kapalı olan yolu açarak midibüse ulaşmak için çalışma başlattı.

İçinde 20 kişi bulunan ve yine yakın bölgede mahsur kalan bir başka midibüs ile 3 kamyona ulaşıldığı ve içinde bulunanların kurtarıldığı bildirildi. Ekiplerle birlikte Ovit’e yola çıkan Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu, “Dün saat 20.00 sıralarında bir midibüsün 18 yolcusuyla mahsur kaldığını öğrendik. Bu araçta bulunanlarla telefon irtibatımız var. Sağlık durumları şu iyi. Ancak, aşırı kar yağışı ve soğuk nedeniyle panik yapıyorlar. Ulaşabilmek için çalışmalar sürüyor” dedi.

DİYARBAKIR’DAN ARAMA KURTARMA HELİKOPTERİ YOLA ÇIKTI

Vali Hacımüftüoğlu, Ovit Dağı’nda mahsur kalan 18 yolcusu bulunan otobüsü arama çalışmalarına katılmak için Diyarbakır’dan arama kurtarma helikopterinin yola çıktığını söyledi.

Ovit Dağı Çamlık mevkisindeki Karayolları 103. Şube Şefliğinde çalışmaları koordine eden Vali Hacımüftüoğlu, Rize-Erzurum kara yolunun, İkizdere-İspir arasında kalan 2 bin 600 rakımlı Ovit Dağı’nda dün akşam saatlerinde artan kar yağışı ve tipi sonucu Çamlık mevkisinde kara yoluna çığ düşmesi nedeniyle yolun halen ulaşıma kapalı olduğunu ve yol açma çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

Yolun kapalı olması nedeniyle mahsur kalan 18 yolcusu bulunan otobüse ulaşma çalışmalarının da sürdüğünü ifade eden Hacımüftüoğlu, “18 kişiyi kurtarmak için süren çalışmalar aralıksız devam ediyor. Bu kişileri kurtarmaya Sivil Savunma, AKUT ve karayolları ekipleri gönderildi, ancak zaman zaman çığ düşmesi nedeniyle kurtarma ekipleri de zorlukla ilerliyor” dedi.

Hacımüftüoğlu, 1-2 saat içinde 18 yolcuya ulaşmayı umduklarını vurgulayarak, “18 yolcuyu arama çalışmalarına katılmak için Diyarbakır’dan arama kurtarma helikopteri yola çıktı, bölgeye ulaşmak üzere. Yolcuların bazıları ile zaman zaman telefonla irtibat kurulabiliyor. Genel olarak sağlık durumlarında olumsuz durum yok” diye konuştu.

Öte yandan İyidere-İkizdere yolunda gece boyunca devam eden etkili yağış nedeniyle yer yer su birikintileri oluştu ve bazı noktalarda ise yol kenarlarında toprak kayması meydana geldi.

KARADAN 4 KİLOMETRE KALDI

İkizdere- İspir karayolunun 67′nci kilometresinde Sivrikaya köyü mevkinde dün akşam çığ düşmesi sonucu mahsur kalan mibüsdeki 18 kişiyi kurtarmak için yol açma çalışmaları sürerken, Diyarbakır’dan askeri helikopter istendi. Yoğun tipiye karşın yol açma çalışmalarını sürdüren ekipler, mahsur kalanlara ulaşmak için 4 kilometre yolları kaldığını söyledi.

Mahsur kalan midibüste bulunan Erzurum Atatürk Üniversitesi Muhasebe Bölümü öğrencisi Funda Fener, telefonla babası Köksal Fener’le görüştü. Ovit Dağı’ndaki Karayolları Bakımevi’nde kurtarma çalışmalarını izleyen Köksal Fener, “Funda beni saat 03.00 sıralarında aradı. Daha sonra telefonuna ulaşamadım. En son görüştüğümüzde bana, çok soğuk olduğunu ve üşüdüklerini söyledi. ‘Çok korkuyoruz. Arabanın da mazotu bitti. Arabayı çalıştırıp ısıtamıyorlar. Donmak üzereyiz, bizi kurtarın’ diye yakındı” dedi.

İHMAL İDDİASI

Bu arada midibüsün çığda mahsur kalmasında ihmal olduğu, sürücünün uyarılara karşın Ovit Dağı güzergahını kullandığı ileri sürüldü. Karayolları Trabzon 10′uncu Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Rize 103′üncü Şube Şefliği’nin, yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle İkizdere- İspir karayolunun Ovit Dağı geçidine,‘17.00- 07.00 saatleri arasında araç trafiğine kapalıdır’ tabelası astığı, midibüs şoförünün Artvin veya Gümüşhane güzergahı yerine daha kısa güzergah olan Ovit Dağı güzergahını kullandığı belirtildi.

VALİ: ULAŞMAYA ÇALIŞIYORUZ

Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu, Ovit Dağı Karayolları Bakımevi’nde bu sabah yaptığı açıklamada, çığ düştüğünü haber alır almaz Rize ve Erzurum’daki ekipleri seferber ettiklerini söyledi. Yapılması gereken her şeyin yapıldığını anlatan Vali Hacımüftüoğlu, şunları söyledi:

“İnsanoğlunun yapabileceği her şeyi yapıyoruz. Olağanüstü doğa şartları ile mücadele ediyoruz. Yol açma çalışmaları devam ediyor. Önce Merzifon’la görüştük. Ardından Diyarbakır’dan yola çıkan bir askeri helikopter de İkizdere’ye hareket etti. Sisin kalkması halinde mahsur kalan vatandaşlara helikopterle ulaşmaya çalışacağız. En azından gıda, su ve ısınacakları maddeleri havadan atabiliriz. Helikopter geldikten sonra hava şartlarına göre bunu değerlendireceğiz. Tahmin ediyorum kısa süre içerisinde mahsur kalan vatandaşlara karadan da ulaşmış olacağız. Normalde bu yol trafiğe kapalıydı. Uyarı levhaları da asılmıştı.

AB’ye Türkiye Karşıtı Başkan

20 Kas 2009 Kategori: Güncel, Haber

AB liderleri, 5 yıl önce Türkiye’nin üyeliğine güçlü ifadelerle karşı çıkan Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy’un ilk daimi AB Başkanı olarak atanması konusunda uzlaşma sağladı.
Yeni AB anayasası Lizbon Anlaşması’yla getirilen AB Konseyi Başkanlığı ve AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği (Dışişleri Bakanı) koltuklarına atanacak isimleri belirlemek için akşam yemeğinde bir araya gelen AB devlet ve hükümet başkanları, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’in başkan adaylığından çekilmesi karşılığında, AB Komisyonu’nun İngiliz Üyesi Catherine Ashton’un da AB dışişleri bakanlığına getirilmesini kararlaştırdı.
Belçika’da başbakanlık görevinde 1 yılını henüz doldurmayan Hristiyan Demokrat Van Rompuy, partisinin muhalefette olduğu 2004 yılında parlamentoda yaptığı bir konuşmada, “Türkiye, Avrupa’nın parçası değil ve asla parçası olmayacak” demişti.

Van Rompuy, “AB’nin, Türkiye’yi içine alarak genişlemesi geçmişteki genişlemelerle kıyaslanamaz. Avrupa’da aynı zamanda Hristiyanlığın temel değerleri de olan mevcut evrensel değerler, Türkiye gibi büyük bir İslam ülkesinin girişiyle kuvvetini yitirir” ifadesini kullanmıştı.

Van Rompuy’un AB Başkanlığı için en fazla çaba gösteren liderler arasında Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy öne çıkmıştı.

Mete’yi Kurtlar Vadisi Ekibi Uğurladı

20 Kas 2009 Kategori: Güncel, Haber

Gazeteci-Yazar Ömer Lütfi Mete son yolculuğuna tekbirlerle uğurlandı. Çok sayıda seveninin katıldığı cenaze namazının ardından Mete’nin cenazesi Çengelköy’deki aile mezarlığında defnedildi. Kurtlar Vadisi dizisinde Polat rolünü oynayan Necati Şaşmaz ile Hasan Kaçan cenaze aracına binerek mezarlığa kadar gitti.

Türkiye Artık Kendi Aşısını Üretecek

20 Kas 2009 Kategori: Güncel, Haber

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 2010 yılında normal grip aşısını Türkiye’de üretmek için bir firma ile anlaştıklarını bildirdi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, açıklamasında, “2010 yılında Türkiye’de bir firma ile normal grip aşısı üretimi için anlaşıldı. Bu durum H1N1 gibi virüslere karşı da elimizi sağlamlaştıracak.” dedi. (CİHAN)

AŞIDA KİMSEYİ ZORLAYAMAYIZ

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, risk grubundakilerin Domuz Gribine karşı aşılanması konusunda bugüne kadar gösterdikleri gayreti sürdüreceklerini belirterek, ”Bu kadar gayretten sonra, ‘Ben aşılanmam’ ya da ‘çocuğumu aşılatmam’ diyenlere ne yapacağız? Artık insanların kendisi bilir yani. Kimseyi zorlayacak bir halimiz yok” dedi.

Türk Kızı ABD’nin Kilidini Açtı

18 Kas 2009 Kategori: Güncel, Haber

Washington’da, Amerikalı politikacıların, gelecek vaat eden politikacı olarak gördükleri Türk kızı Esra Alemdar, Beyaz Saray’da tamamladığı stajın ardından ABD Kongresinde işe alındı. Alemdar, hedefinin Türkiye’ye döndükten sonra siyasete atılmak olduğunu belirterek, “Politikacı olmak için Türkiye’ye döneceğim, ilk hedefim Meclis” dedi.

Alemdar, 2008 yılında ATAA (Türk Amerikan Dernekleri Asamblesi) tarafından geleceğin lideri ödülünün de sahibi oldu. Alemdar’ın, Green Card başvurusunun sponsoru da Amerikan Kongresi oldu.

-BEYAZ SARAY VE ABD KONGRESİNE SEÇİLEN TEK AMERİKALI OLMAYAN ÇALIŞAN-

23 yaşındaki genç Türk kızı 2006 yılında yapılan on binlerce başvuru arasından Beyaz Saray’da staj yapan 25 öğrencinin arasında yer almıştı. Beyaz Saray’da çalışmak ve staj yapabilmek için Amerikan vatandaşı olma şartı aranmamış ve Alemdar Beyaz Saray’ın tarihinde Amerikan vatandaşı olmadan çalışma ve staj yapma şansını elde eden az sayıda kişilerden birisi olmuştu. Alemdar, Beyaz Saray’da stajını tamamladıktan sonra, ABD Kongresine bağlı çeşitli program ve organizasyonlarda da stajyer olarak çalıştı.

ABD’de ünlü politikacıların okulu olarak bilinen, George Washington Üniversitesinde, uluslararası siyaset eğitimini tamamladıktan sonra, geçtiğimiz yıl okuldan mezun oldu. Uluslararası politikada deneyim kazanmak isteyen Alemdar, bu kez daha önce çeşitli bölümlerinde staj yaptığı Amerikan Kongresine iş başvurusu yaptı. ABD Kongresine bağlı önemli bir çalışma grubunda program koordinatörlüğü görevini üstlenecek ve siyasi geleceği olan yetenekli kişilerin seçileceği bu iş için, çok sayıda başvuru yapıldı. Başvuru yapan bu kişiler arasından görev Alemdar’a verildi. Alemdar, bir kez daha binlerce Amerikalının hayalini kurduğu işe seçilen tek Amerikan vatandaşı olmayan çalışan oldu. Beyaz Saray’da kendisini işe alan kişilerin Amerikalı olma şartını, üstün yeteneklerinden dolayı Alemdar’da aramaması ABD kongresi içinde bir yol oldu ve Kongre’de Alemdar’ın kongreye bağlı programda çalışabilmesi için Amerikan vatandaşı olma şartını aramadı.

-TÜRKİYE’YE DÖNÜP SİYASETE ATILACAĞIM –

Alemdar, en büyük idealinin Türkiye’ye dönüp siyaset yapmak olduğunu belirterek, “Dört senedir hala aynı idealle yoluma devam ediyorum. Burada Master’ımı da tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönüp siyasete atılmak istiyorum. Ancak bunu döner dönmez yapmayı düşünmüyorum. Çünkü buradan Türkiye’de yaşananları ancak belirli bir pencereden izleyebiliyorum. Bana göre siyaset, farklı görüşlere sahip partiler arasındaki bir güç savaşı değil, halkı ve günün koşullarını anlamak ve bu doğrultuda doğru gerekli kararları vermektir. Dolayısıyla politikayı meslek edinmeden önce, en doğrusunun Türkiye’de bir süre yaşayıp, Türkiye’nin gerçekleriyle yoğrulmak olduğunu düşünüyorum. Aksi taktirde halkın arzularına ve ihtiyaçlarına kulak vermeden, onlar adına doğru kararlar vermenin mümkün olmayacağı kanısındayım. Belki de genç olmanın verdiği heyecanla herşeyin mümkün olduğunu düşünüyorum. Türkiye için umudunu yitirenleri kesinlikle haklı bulmuyorum. Ben, bir elin bile yeterli ses getirebileceğine inananlardanım ve siyasette karşıma çıkabilecek zorluklardan korkmuyorum” diye konuştu.

-ABD KONGRESİ GREEN CARD BAŞVURUSUNA SPONSOR OLDU-

Alemdar, ABD Kongresindeki görevini şöyle açıklıyor:

“Şu anki görevimde ABD Kongresinin Türkiye, Almanya ve Japonya Çalışma Gruplarının Program Koordinatörlüğünü yapıyorum. İşimin bana kazandırdığı en önemli deneyim üst düzey yetkililerle bir arada vakit geçirmenin yani sıra, farklı kıtalardaki bu ülkelerin politik anlayışları ve tutumları hakkında birebir gözlem yapabiliyorum. Amerikalı, Türk, Alman ve Japon politikacılar birbirlerinden oldukça farklı. Elbette istisnalar yok değil ancak, genel olarak gözlemlediğim Amerikalı politikacılar daha rahat ve sıcak kanlı, Alman ve Japon politikacılar ise tam aksine daha soğuk ve çevrelerinden kendini soyutlayan kişiler. Türk politikacıların tam ortası olduğunu söyleyebilirim; kimileri çok samimi, kimileri ise soğuk bir karaktere sahipler. Bu dört ülkenin politikacılarının ortak özelliği işe, kararlarında kesin ve iddialı olmaları. Belki de düzenlediğim programların kayıt dışı olması sebebiyle, genellikle kameralar önünde verdikleri genellemeli cevapların ve tepkilerin aksine, konular hakkında fikirleri oldukça açık ve sert bir şekilde dile getirebiliyorlar.”

ABD Kongresinde göreve başladıktan sonra kendisine ABD’de çalışma ve oturma izni olan ve beş yıl sonra Amerikan vatandaşlığının yolun açan “Green Card”ın sponsorluğunu ise Amerikan Kongresi yaptı.

AİLESİ GİBİ SANAYİ VE TİCARETİ DEĞİL SİYASETÇİ OLMAYI TERCİH EDİYOR

Alemdar, insanların karşılarına çıkan bazı imkanları değerlendirmek zorunda olduklarını belirterek, şunları söyledi:

Politika, hiç bir zaman aile ortamından eksik olmayan bir konu olmuştur benim için, ancak asıl ilgimin Washington DC’ye geldikten sonra arttığını söyleyebilirim. Hem anne hem de baba tarafım sanayi ve ticaretle uğraşan ailelerdi, zaten babamın benim için en büyük arzusu da İşletme dalında eğitim alıp, aile işlerini devam ettirmemdi. Ancak Uluslararası İlişkiler ve Politika gün be gün beni biraz daha kendisine çekti. Yeni kültürler tanımak, yeni diller öğrenmek ve bunun yanında kendi kültürümü ve dilimi tanıtmak bana çok büyük zevk verdi. Daha ortaokulda okul için yazdığım bir kompozisyonda bile Uluslararası İlişkiler okuma arzumdan bahsetmişimdir.Çok şanslı olduğuma inanıyorum. Kariyer yolunda isteklerime ulaşmak için çabalamanın yani sıra, doğru zamanlarda doğru imkanlar karşıma çıktı ve çabalarımın sonuçlarını bu imkanları değerlendirerek elde ettim. Özellikle Beyaz Saray’daki stajımdan sonra, diğer yaptığım stajlar ve şimdi bulunduğum pozisyon birbirine bağlı olarak önüme çıktı. Mesela şimdiki patronumla Kongre’de görevli olduğum zamanda katıldığım bir davette tanıştım.”

-POLİTİKA KADIN POLİTİKACILARIN VARLIĞI İLE KOLAYLAŞIR-

Alemdar, çok sayıda ülkenin politikacısı ile gerek Washington’da gerek katıldığı diğer dış gezilerde çok sayıda siyasetçi ve parlamento üyesi kişilerle tanıştığını ve bir çok milletvekili grubunun önemsenecek büyük bir bölümünü kadın politikacıların oluşturduğunu belirterek, şöyle dedi:

“Türkiye’den ABD’ye gelen veya bizim Türkiye’ye yaptığımız gezilerde kadın milletvekilleri maalesef azınlıkta kalıyorlar, sayıları diğer ülkelere bakıldığında çok az.Türk kadını siyasette daha fazla yer almalı, parlamentoda bu sayı hızla artmalıdır. Çevremdeki bir çok kişi politikanın özellikle bayanlar için ne kadar zor olduğundan bahsediyor, ancak düşünülmüyor ki bayanlar için politika, ancak yeterli bayan politikacıları varlığı ile kolay bir hale gelecektir. Ben, diğer bayanlara ve politikaya hevesli gençlere örnek olmayı amaçlıyorum. Amerika’da okumaya gelen ve idealleri olan öğrencilerin akıllarında bulundurmaları gereken en önemli şey, her birimizin Türkiye’nin birer elçisi olduğu. Farkında bile olmadan yaptığımız her hareketle, attığımız her adımla ülkemizi temsil ediyoruz. Çocukluğumdan beri ailem beni çok milliyetçi yetiştirdi. Hiç bir zaman benim için kendi halimde yaşayıp, hayatımı sürdüreceğim bir kariyer hayalı kurmadılar. Her zaman Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmemi gerektirecek kariyer hayalleri kurdular. Kendime olan güvenimi onların sayesinde kazandım. Herşey ailede başlıyor, mutlu bir aileye sahip olmak insanın sahip olabileceği en önemli şey.”

-DIŞİŞLERİ BAKANI OLMAK İSTİYORUM –

Başarılı çalışmaları ile ABD’de politikacıların gözdesi olan genç Türk kızı Esra Alemdar’ın, hayallerinden biride bir gün dışişleri bakanı olmak. Alemdar, bu hayallerini bazı kongre üyelerinle de paylaşmış. Alemdar’ın başarıları , Türk Dostluk Grubu Eş Başkanı Robert Wexler’ın da dikkatini çekmiş, Wexler, Alemdar’a gelecekte ne olmak istediğini sormuş. Alemdar’da, bu soruyu “‘Türkiye’nin Dışişleri Bakanı “‘olarak yanıtlamış. Wexler ise “‘ Tamam artık, destekleyecek bir Dışişleri Bakanı adayımız var” şeklinde, Alemdar’ı yanıtlamış.

Laiklik-Domuz Gribi Kıyası!

18 Kas 2009 Kategori: Güncel, Haber

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki 2010 yılı görüşmeleri sert tartışmalara sahne oluyor. CHP’li komisyon üyeleri Bakan Dinçer’i cumhuriyet ve laiklik karşıtı olmakla eleştirirken, “Cumhuriyet ve laiklik karşıtları değil Domuz Gribinden en kötü kanserden bile daha kötüdür” denildi.

Öcalan’a 5 Komşu

18 Kas 2009 Kategori: Güncel, Haber

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İmralı’ya yeni mahkum gönderilmesine ilişkin olarak, ”Zaten oradaki plan dairesinde yapılan sanıyorum 12 kişilik bir yer ama ilk etapta 5 kişinin gönderilmesi uygun görüldü” dedi.
Erdoğan, İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi ile yaptığı görüşmenin ardından, Splendide Royal Otel’e gelişinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, ”Bugünkü temaslarınızı değerlendirir misiniz?” sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

”Ban Ki-mun ile öncelikli yaptığımız görüşmelerde ağırlıklı olarak bildiğiniz gibi, Kopenhag’da yapılacak olan iklim değişikliği gündemli konuyu görüşme fırsatımız oldu. Onu enine boyuna görüştük. Bunun yanında Kıbrıs’la ilgili müzakereleri aramızda görüşme fırsatımız oldu. Ve şu anda devam eden görüşmeler noktasında Dovner’in daha yoğun bir çalışma içinde süreci devam ettirmelerinde fayda olduğunu hatta kendilerinin BM Genel Sekreteri olarak, gerekirse New York’ta çalışmaları devam ettirmelerini, hatta ve hatta sayın Annan’ın döneminde olduğu gibi garantör ülkelerle beraber tarafları da bir araya getirmek suretiyle bir çalışmanın da yapılabileceğini de kendilerine ifade ettim.”

Başbakan Erdoğan, İtalya Başbakanı Berluconi ile yaptıkları görüşme konusunda şunları söyledi:

”Berlusconi ile yaptığımız görüşmeye gelince… Bu görüşmede iki ülke ilişkilerini, değerlendirme fırsatımız oldu. Bunun yanında AB süreciyle ilgili İtalya’nın bugüne kadar olan tutumunun artarak devamı noktasında kendilerinden ricam oldu. Kıbrıs konusunda yine aynı şekilde kendileriyle bu sürece desteklerini istedim. Ve Türkiye İtalya olarak önümüzdeki ayın 15-16’sında burada zirve toplantımız olacak. Bu zirve toplantısında zaten ikili münasebetlerimizi çok daha detaylı ve geniş olarak masaya yatıracağız. Önce başa baş bir görüşmemiz oldu. Bu görüşmeden sonra da heyetlerarası bir görüşme yaptık. Verimli bir görüşmeydi. Bu zaten gelecek ay yapılacak zirve için adeta bir öngörüşme niteliğinde gerçekleşmiş oldu.”

Bir gazetecinin ”AB ile müzakereleri çerçevesinde sanırım çevre faslı konusunda bir sıkıntı var” sözleri üzerine Erdoğan, ”Tam aksine herhangi bir şey söz konusu değil. Arkadaşlarımız hazırlıkları yaptılar. Müzakere pozisyon belgesi teslim edildi. Orada herhangi bir şey yok. Biz şimdi ikinci bir fasıl daha acaba bu noktada halledilebilir mi? Arkadaşlarımız şimdi onun çalışmasını yapıyorlar” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ”Katar Emiri ile yapılan görüşmede neler konuşuldu?” sorusu üzerine, Katar Emiri ile iki ülke ilişkilerini ve doğalgaz konusunu ele aldıklarını belirtti.

”İmralı’ya yeni mahkum gönderilecek mi?” sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, ”Zaten oradaki plan dairesinde yapılan sanıyorum 12 kişilik bir yer ama ilk etapta 5 kişinin gönderilmesi uygun görüldü. Ve şu anda bütün çalışmalar yapılarak 5 kişi gönderilmiş olması lazım veya gönderilecekti” dedi.

Domuz Gribi: Ölümler 73′e Ulaştı

17 Kas 2009 Kategori: Güncel, Haber

Sağlık Bakanlığı, ”Domuz Gribi” nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 73′e ulaştığını, pandemik grip nedeniyle 249 kişinin hastanelerde tedavi altında olduğunu, bu hastalardan 56’sının takip ve tedavisinin yoğun bakımlarda sürdürüldüğünü açıkladı.
Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, pandemik grip nedeniyle çeşitli illerde tedavi gören 13 vatandaşın daha hayatını kaybettiği belirtilerek, pandemik gripten yaşamını yitirenlerin sayısının 73′e ulaştığı bildirildi.

|